çocuklarımız; ok, yay, okçu

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.

Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.

Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.

Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.

Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Khalil Gibran

Popularity: 97% [?]

umudunu kaybeden hayatını kaybeder

UMUDUNU KAYBEDEN, HAYATINI KAYBEDER

Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken, içlerinden ikisi bir çukura düşmüş. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp, çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış.

Çukur bir hayli derin olduğundan, düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş. Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına: “Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız!..” Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam etmişler.

Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlarmış.

Sonunda, kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilenmiş ve mücadeleyi bırakmış. Diğeri ise çabalamaya devam etmiş. Yukarıdakiler de ona, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürmüşler.

Ne var ki, çukurdaki kurbağa onlara hiç aldırmadan son bir hamle daha yapmış, bu kez daha yükseğe sıçramayı başarmış ve çukurdan çıkmış. Arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine hiç kulak asmamış… Çünkü o sağırmış ! Siz de olumsuz düşünceli insanları sakın duymayın! Onların yüreğinizdeki umudu çalmalarına izin vermeyin…

Popularity: 47% [?]

Bardak ile dudak arasındaki mesafe

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş.
Zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim?
  Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki! 
  deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten Yazının Devamı »

Popularity: 61% [?]

Günlük,faydalı bilgiler

        
        PRATİK  BİLGİLER
1)AÇIK RENK AYAKKABILAR
Üzerindeki lekeler benzine batırılmış bir bezle silinirse yok olurlar.

2)AĞZI DAR ŞİŞE NASIL TEMİZLENİR
Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir kaşık pirinç katıp çalkalayınız.

3)AHŞAP MOBİLYA BAKIMI NASIL OLUR
TOZ ALMANIN İP UÇLARI : Toz alırken her zaman yumuşak bez kullanın. Toz doğru alınmadığı zaman mobilyanın yüzeyini çizecektir. Hiçbir zaman kuru bezle toz almayınız, aksi taktirde toz mobilyanın yüzeyinde mikroskobik çizikler bırakacaktır.
Mobilyanın yüzeyine eşit bir biçimde sprey sıkınız, ama çok fazla sprey sıkmamaya çalışınız.
Mobilyanın yüzeyini dairesel hareketlerle yumuşak ve temiz bir bezle siliniz.
Sonra güzel bir parıltı için kuru bir bezle mobilyanızı kurulayın.Ağaç vitrinler için önce bezin üstüne sprey sıkın , sonra toz alın.
Hiçbir zaman için mobilya bakımı için sabun ve su kullanmayın. Su mobilya cilasını bozar, ağacın içine sinip yapısını bozar , mobilyanın hasarlanmasına yol açar.

4)AHŞAP MOBİLYA NASIL PARLATILIR
Mobilyaların tozunu alırken , bir parça eski yünlü bezin üzerine biraz sıvı yağ damlatıp silin ve temiz bir toz beziyle parlatın. Ahşap eşyalarınızın pırıl pırıl parladığını göreceksiniz.

5)AHŞAP MOBİLYANIN DÜŞMANLARI : Güneş ışığındaki ultraviole ışınlar ağaç cilasını bozabilir. Mobilyalarınızı direk güneş ışığından kaçınacak şekilde düzenleyin.
Sıvı döküntüler hemen temizlenmedikleri taktirde mobilyaları bozabilir .İçecek bardakların altında bardak altlığı , vazoların altına küçük tabak koyun.
Sıcaklık cilanın üstünde beyaz leke bırakacak şekilde kimyasal değişikliklere yol açabilir. Sıcak tabak ve kapların altına koruyucu pedler koyun.
Yüksek nem seviyesi ağacın şişmesine yol açar. Alçak nem seviyeside ağacın nem kaybetmesine ve küçülmesine yol açar. Olaganüstü değişiklikler yamulmalara çatlamalara ve kırılmalara neden olabilir.

6)ALÇI LEKESİ
Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin.

7)ALİMİNYUM TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR Yazının Devamı »

Popularity: 66% [?]

dört şey geri gelmez

DÖRT ŞEY GERİ GELMEZ

1- ATILAN OK
2- KAÇIRILAN FIRSAT
3- SÖYLENEN SÖZ
4- GEÇEN ZAMAN

TARLAN VARSA; İÇİNDE OL
TEKNEN VARSA; KIÇINDA OL
İŞİN VARSA; BAŞINDA OL
EŞİN VARSA; YANINDA OL

Popularity: 74% [?]

sarhoş

Yüzü gözü mosmor bir kadın doktora gider.

Doktor: Ne oldu size?

Kadın: Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş dönse beni gebertene kadar dövüyor.

Doktor:   Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi. Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağzınız içinde sürekli dolaştırın….

İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder.

Yazının Devamı »

Popularity: 94% [?]

şöför hidayet

OTOBÜS ŞÖFÖRÜ HİDAYET
          Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen
adam pederdir. Kapıda bir melek beklemektedir.
         Melek pedere sorar:
Hiç günahın var mı peder?
     Peder; Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca hep tanrıma dua ettim.
Karıma ve çocuklarıma sadik kaldım. İnsanlara ve hayvanlara hep
yardim ettim Yazının Devamı »

Popularity: 100% [?]

mevlananın mezar odası

MEVLANA’NIN
MEZAR ODASINA GİRMEYE KALKANLARIN BAŞLARINA KORKUNÇ OLAYLAR GELİYOR!

> >Mevlana’nın kabrinin altınaki ‘mezar odası’na 700 yılda sadece bir kişi
> >girebildi. O da 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir
> >daha konuşamadı. O küçük çocuğun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan
> >sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. İşte,
> >Mevlana’nın esrarengiz sırrı… > ERTUĞRUL ÖZKÖK/ HÜRRİYET > MEZAR ODASININ
> >SIRRI > O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma ‘Da Vinci şifresi’
> >gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum. > Bu, bir sanduka ve
> >onun altındaki mezarın hikáyesi. > Ama öyle basit bir hikáye değil. >
Yazının Devamı »

Popularity: 99% [?]

babaya mektup

mektup

Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
> >>Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli
> >>toplu görünüyordu.Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış
>mektup >>zarfını farketti.Üzerinde -Babama- yazıyordu.Aklından
>geçen bin >>bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen
>elleriyle >>mektubu okudu:
> >>
> >>Sevgili baba;
> >>Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde >>yazıyorum.
> >>Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi
> >>yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve
>aşkı >>ben jale ile buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam… Yazının Devamı »

Popularity: 79% [?]

kuyruk acısı

Yılan ve Adam

Çok eskiden köyün birin de bir yaşlı evliya ve fukara oğlu yaşarmış bu köyün
hemen karşısın da da çok ama çok yüksek bir de dağ varmış ve bu dağın tam
tepesin de için de bir yılan bulunan bir kuyu var imiş ne zaman bu yaşlı
evliyanın başı derde girse bu yılanın yanına gider ve yılan da ona bir altın
lira verirmiş gel zaman git zaman artık yaşlı adam oraya çıkamaz hale gelmiş
ve bir gün oğlunu yanına çağırmış ve demiş ki bak oğlum o dağın tepesin de
bir kuyu var oraya git kuyudan bir yılan çıkacak benim oğlum olduğunu söyle
ve sana vereceği emaneti al ve bana getir demiş oğlu da tamam baba deyip
koyulmuş yola kuyunun başına gelince yılan çıkmış oğlan anlatmış her şeyi
yılan da kuyuya inmiş ve bir altın vererek bunu babana götür demiş oğlan da
için den söyle düşünmüş eğer ben bu yılanı öldürürsem kuyudaki bütün
altınları alır ve çok zengin olurum demiş ve yerden aldığı bir taşı yılana
fırlatmış taş yılanın kuyruğuna gelmiş ve can havliyle oğlanı ısırmış derken
epey zaman sonra oğlan zehirlenerek ölmüş adam iyileşmiş ve doğru yılanın
yanına gitmiş her şeyden haberi olan adam başlamış yılana anlatmaya işte
öyleydi böyleydi o cahildi falan
filan demeye ve demiş ki gel tekrar eskisi gibi dost olalım. yılan şöyle
cevap vermiş “yooooookkkkkk olmazzzzzzzzz bende bu kuyruk acısı sende de bu
evlat acısı varken biz artık dost olamayız…..

Popularity: 75% [?]

Powered by WordPress | Visit iFreeCellPhones.com for Verizon Cell Phones | Thanks to Palm Pre Blog, Free MMO and Fat burning furnace review