mevlananın mezar odası

MEVLANA’NIN
MEZAR ODASINA GİRMEYE KALKANLARIN BAŞLARINA KORKUNÇ OLAYLAR GELİYOR!

> >Mevlana’nın kabrinin altınaki ‘mezar odası’na 700 yılda sadece bir kişi
> >girebildi. O da 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir
> >daha konuşamadı. O küçük çocuğun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan
> >sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. İşte,
> >Mevlana’nın esrarengiz sırrı… > ERTUĞRUL ÖZKÖK/ HÜRRİYET > MEZAR ODASININ
> >SIRRI > O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma ‘Da Vinci şifresi’
> >gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum. > Bu, bir sanduka ve
> >onun altındaki mezarın hikáyesi. > Ama öyle basit bir hikáye değil. >
> >’Hikáye 13′üncü yüzyılda başlıyor ve 1930′da esrarengiz bir aile
> >trajedisine kadar uzanıyor. > Hikáye beni çok etkiledi. > Sizi de
> >etkileyeceğini tahmin ediyorum. > SAF TUTMUŞ SANDUKALAR ARASINDA > Geçen
> >salı günüydü. > Hayatımda ilk defa Konya’ya gitmiştim. > Konya’da Mevlana
> >Müzesi’nin kapısından ilk adımımı attığımda, belki de sadece benim
> >hissettiğim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alıp götürdü. > Hayatımda
> >hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememişti. > İçerden çok hafif
> >bir ney müziği geliyordu. > Sağ tarafta, sanki saf tutmuş sandukaları
> >görüyordum. > Yanımda Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Dr. Naci Bakırcı
> >vardı. > Mevlana’nın sandukasının önüne gelinceye kadar, mistik bir
> >turistten farklı değildim. > Ancak o sandukanın önünde Dr. Bakırcı’nın
> >anlattığı o müthiş hikáye başladı. > Daha doğrusu, o sandukanın altındaki
> >’mezar odasının sırrı’… > 500 METREYİ SEKİZ SAATTE ALAN CENAZE > Nefesimi
> >kestim ve onu dinledim. > İşte ondan dinlediklerim. > Anlatıldığına göre
> >her şey 1273′te Konya’da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı. > Mevlana
> >Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor. > Cenazesine
> >yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii’nden, 500 metre ilerdeki
> >bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş. > Müslümanlar Mevlana’nın naaşını
> >defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemiş.
> >Ancak onlar, ‘Bize İsa’yı da Musa’yı da Mevlana öğretti’ diyerek bunu
> >reddetmişler. > Mevlana’nın kabrinin altına bir ‘mezar odası’ bulunuyor. >
> >MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KİŞİ İNDİ > Eski Türklerde mezarların altına
> >Farsça ‘zir-i zemin’ yani ‘zeminin altı’ denilen bir mezar odası
> >yapılırmış. > Mevlana’nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına
> >konmuş. > Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemiş. > Sadece
> >bir kişi hariç. > Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana’nın
> >türbesini ziyarete geldiğinde, mezar odasının içinde ne olduğunu çok merak
> >etmiş ve bu odaya girmek istemiş. > Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna
> >kesinlikle karşı çıkmış ve girmesini engellemişler. > Bunun üzerine Sultan,
> >elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış. > Veya düşürmüş. > Bu
> >tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş. >
> >Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin
> >indiğiymiş. > Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş. > Dr.
> >Naci Bakırcı, ‘Çocuğun dilinin neden tutulduğu hálá bilinmiyor’ diyor. >
> >KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ > İşte bu olaydan sonra ‘mezar
> >odasının sırrı’ iyice merak edilmeye başlanmış. > Acaba kız çocuğu orada ne
> >görmüştü de dili tutulmuştu? > Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu
> >için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu. >
> >Ancak bir başka iddia daha var ki, o ‘mezar odasının sırrını’ daha da
> >koyulaştırıyordu. > Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini
> >biliyorlarmış. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış. >
> >Mevlana’nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu. > Kız
> >çocuğu orada yatan Mevlana’yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi. > Bu olay
> >dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar
> >odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor. > O tarihten sonra
> >mezar odasının ağzındaki kurşun hiçbir zaman kaldırılmadı.> Mezar odası,
> >sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizliğe gömüldü. > 1930′LU
> >YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA > Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor. >
> >Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır’daki piramit sırlarına benzeyen bir
> >dizi olay daha yaşanacaktı. > Bu olayın iki tanığı vardı. > Biri olayı
> >yaşayan Yusuf Akyurt isimli biri. > Öteki de onun yaşadığını Murat
> >Bardakçı’ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca. > 1930′lu yılların güzel bir
> >gününde, Mevlana Müzesi’nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına
> >otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir. > İçinden ‘Acaba
> >şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem’ diye geçirir. > Ancak
> >tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır. > O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM
> >GİRDİ > Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer. >
> >Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra
> >tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak
> >çalışmayı kabul etmiştir. > Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri
> >girer ve Yusuf Akyurt’un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler: >
> >’Sakın oraya inmeyi düşünmeyin…’ > Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından
> >vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir. >
> >Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri
> >girer: > ‘Müdür bey, yetiş evin yanıyor…’ > Yusuf Akyurt gelinceye kadar
> >evi kül olmuştur. > İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur. >
> >Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir. > KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA
> > > Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı. > Gün batmış, alacakaranlık etrafa
> >hákim olmaya başlamıştı. > Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam
> >karanlık hale gelmemiş ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu. > Şoförün
> >yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere
> >dalmıştı. > Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk
> >alacakaranlığın içinde kaybolur. > Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan
> >uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir. > Çocuk öteki dünyaya
> >göçmüştür. > Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında
> >hüngür hüngür ağlamaktadır. > O adam, Konya’dan tayini çıkan Müze Müdürü
> >Yusuf Akyurt’tur. > Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip
> >etmektedir. > MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER > Yusuf Akyurt oğlunun
> >cenazesini alıp Konya’ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana
> >Müzesi’ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar: >
> >’Yetmedi mi? Affet artık…’ > Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi? >
> >Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen
> >düşünceyi nasıl anlamıştı? > Bunların cevabı yok. > Ben bunları anlatan
> >insanlardan dinledim. > Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu
> >yana sırrını muhafaza ediyor. > Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye
> >devam eder. > Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen
> >ihtiyacımız olacak. > Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların
> >saklandığı küçücük odalar var. > Üzerleri kurşunla kaplı küçücük odalar…>
> > > > > > > > >

Popularity: 4% [?]

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

Powered by WordPress | Visit iFreeCellPhones.com for Verizon Cell Phones | Thanks to Palm Pre Blog, Free MMO and Fat burning furnace review